Sabah kahvaltısı yerine kahve tüketimi, gün boyu masa başında hareketsizlik, sağlıksız atıştırmalıklar, akşam ise yoğun bir yemek fark edilmeden metabolik sendrom için zemin hazırlar.

Bu döngünün merkezinde çoğu zaman İnsülin Direnci yer alıyor.

İnsülin Direnci nedir?

İnsülin, pankreastan salgılanan; kandaki şekeri düşüren, dengeleyen ve bunu glukozu hücrelerin içine sokarak, yani hücrelerin şekeri kullanmasını sağlayarak gerçekleştiren bir hormondur.

Glukoz (karbonhidrat ) tüketiminin ve beraberinde kanda insülin artmasıyla beraber bir süre sonra hücrelerimiz insüline ‘ duyarsız’ hale gelir. Sonuç olarak, kanda glukoz arttıkça insülin artar, hücrelerde zamanla duyarsızlık geliştiği için insülin işlevsiz kalır, kanda glukoz dalgalanmaları yaşanır, vücut yağ depolar.

Uzun süre hareketsizlik, masabaşı çalışma yemekle alınan glukozun enerjiye çevrilmesini kısıtlar ve vücut yine yağ depolar. Beslenmeyle alınan karbonhidrat, yağ enerjiye dönüştürülüp vücut tarafından kullanılamazsa yağ olarak depolanır. İnsülin yüksekliği yağ yakımını da baskılar.

Kronik stres ve uyku düzensizliği bu kısır döngüye katkı yapar ve sonuç olarak, zamanla metabolik sendrom ( kolesterol yüksekliği, gizli ve aşikar şeker hastalığı, obezite, tansyon yüksekliği) gelişir.

İnsülin Direnci genellikle sessiz ilerler ama küçük sinyaller verir. Örneğin, yemekten sonra uyku hali, sık acıkma, özellikle tatlı isteği, karın çevresinde yağlanma, konsantrasyon güçlüğü, kronik yorgunluk ola bilir.

Vücutta insülin yüksek olduğu için vücut ‘yağ yakımı moduna’ geçemez ve zamanla az yemek tüketseniz de kilo vermek zorlaşır.

İnsülin Direncini kırmak için düzenli sağlıklı öğün tüketmek, uzun açlık sürelerinden kaçınmak, gün içinde hareketinizi artırmak veya her akşam 20-30 dk tempolu yürüyüş), uyku düzeni oluşturmak faydalı olur. En önemli yararı her zaman yaşam tarzı değişikliği sağlayacaktır. İnsülin direnci çoğu zaman yaşam tarzının sonucudur ve doğru alışkanlıklarla geri döndürülebilir.

Sağlıklı günler dilerim.